
Kadına Şiddette Bir Sapma: Şerife*
Şiddet kelimesinde ş, i, d, e, t harfleri bulunur, kim der ki kelime 5
harflidir. 2025’te en az 299 kadın öldürülmüş, 724 kadına şiddet uygulamış,
1168 kadın seks işçiliğine zorlanmıştır.* Kim der ki şiddetin ağırlığı sayılarla
tartılabilir. Oysa bir kadında yüzlerce travmatik öykü birikmiştir.
Kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik çalışmaların işlevsel tablosu her
ay medyada sunulan verilerle gözler önüne serilmektedir. En basit şekilde
anlatmak gerekirse bu verileri elde etmek için kurumlarda formlar üzerine
formlar, on farklı yerde on farklı biçimde tutulur. Sayılar, bulgular havalarda
uçuşur. Şiddete maruz kalmış kadının başvurduğu emniyet, adliye, hastane,
sosyal hizmet kurumlarındaki bilirkişiler görev alanındaki bilirliği, çerçevesi
kadarıyla yardımcı olmuş, görevlerini duyarlılıkla yerine getirmişlerdir. Sonunda
bir bilen çıkmayana kadar yönlendirmeler devam etmektedir. Kadının karşısına
çıkan sorumlular o kadar sorumlu, kadın o kadar yorulmuştur ki kadın
bilinmezliğe kadar vardığında kimseye bir soru soramayacak, yaşadıklarını
anlatamayacak hale dönüşüverir. En olumlu şekilde tasarlarsak önce emniyet
veya 183 şiddet hattından yardım istemiş, adli kayıt tutanağı ve tıbbi müdahale
için bir devlet hastanenin acil servisine, sonra tekrar emniyete, belki savcılığa
ve oradan da sosyal hizmetler gibi kurumlara başvurmuş kadın en sonunda
koruma altına alınmıştır. Bir artırılıp bir azaltılan cezalara rağmen cezasını
çeken şiddet eğilimli erkek, en ideal ihtimalle fiziksel şiddet konusunda
kendisini kontrol etmeyi öğrenerek dönmüştür. Yine de böyle bir durumda bile
yaşananların hiç bir iz bırakmadan silinmesini beklemek, şiddetin
döngüselliğini, nesilden nesile aktarımını, psikolojik, ekonomik, cinsel yönüyle
de sürdürebileceğini düşünmemek yanlış olacaktır. Kadın ise en kötü ihtimalle
öldürülmemiş ve en iyi ihtimalle yaşamaya devam etmektedir. Erkeğin
döngüselleşen şiddet eylemi kadar kadının şiddetten korunma çabası da
döngüsel bir hal almıştır. Tüm bu zorlukların karşısında bilinen bilimsel bir
gerçek var ki, o kadın da dünyaya gelmeyi başarmış, yaşına yaş katmak için
mücadele vermiş güçlü bir organizmadır. Her şiddet olayında dahi aldığı bir
sorumluluğu vardır. Komşu ne der? Ailem ne der? Çocuğum ne yapar?
sorularının hepsini saniyeler içinde düşünme kapasitesine sahiptir. Vahşi
doğada sadece kaçmayı tercih etmemektedir. Mücadeleyi henüz kendine kadın
denmediği, yalnızca çocuk olarak anıldığı yıllardan bilmektedir. Oyunlarında
saklanmayı, kovalamayı, zıplayıp taş atmayı tecrübe etmiştir. Yok olmamak,
yok etmemek, yaşamak, yaşatmak için mücadele etmeye devam edecektir.
İşte bu kadınlardan bazılarının adı Şerife’dir. Yazıdaki Şerife küçük bir
ilçede yaşamaktadır. Her ay en az bir kez dayak sonrası muayene sebebiyle
acile başvuran ve her tıbbi müdahale sonrası polise şikayette bulunan yılmaz
kadınlardandır. Kararlı, cesaretli ve sabırlıdır. Her dayak sonrasında mutlaka bir
yöntem dener. Kimi zaman muhtara, jandarmaya, kimi zaman aileden birilerine
anlatır derdini. Şiddete maruz kalan binlerce kadın gibi başa çıkmak için her
zaman bir başka yöntemi daha vardır. Polis karakolundan savcılığa, savcılıktan
sosyal hizmetlere, bir sığınma evine, bir şehirden diğerine gider. Bir gün
Şerife’nin gittiği hastanelerin birinde istatistik raporları birbirine girmiştir. Bir
kişi adına aynı işlemin birden fazla kaydı tutulduğu görülmüştür. Kayıtlara göre
Şerife ismiyle şiddet kelimesi arasında patolojik bir ilişki olduğu fark edilmiştir.
Çalışanlar hemen birlik olup bu tuhaf çözmeye karar verirler. Şerifeler gelir
gider, oğullar, kocalar bulunur, sonunda acil servisin müdavimi olan Şerife adına
olağan dışı giriş işlemleri yapılmamış, aylık istatistiklerde karışıklık olmadığı
görülmüştür. Anlaşılmıştır ki, yetmişine varmamış Şerife teyze ve on sekizine
varmamış gelini Şerifecik sabit zamanlı ve sabit oranlı şiddete maruz
kalmaktadır. Böylece bir ay daha bir sorun çıkmamış, tüm çalışanlar bir sonraki
aya, Şerifeler ise erkeğin evden uzaklaştırma cezası sonlanana kadar rahat bir
nefes almıştır.
İstatistiksel bilgiler, 22.01.2026 tarihli Bianet Haberler, “Erkekler 2025’te en
az 299 Kadını Öldürdü” adlı yazıdan alınmıştır.
Şerife isimli kadınların öyküsü edebi dile dökülmüş olsa da yaşanan gerçektir.
Bugün ise tesadüf kelimesine sığmayacak bir gerçek ile karşılaştık, Fatma (Nur)
Çelik isimli iki kadının, cinayetiyle sarsıldık.
Gözde TEKER ATAŞ
morpsikoloji dergisinde yayınlanmıştır.
Yorum bırakın