Yansımalarla, yüzleşmelerle ve hakikati anlama çabasıyla meşgul her okur, yazma heveslisi gibi elimin altında klavyenin harfleri. Yazarken, gün ışığı sayesinde ekrandan yansıyan siluet ve işleyen harfler arasında bir geçiş alanı vardı. O, seni gerçeklikten uzakta tutan sırdı. Sır, aynanın ardındaki simli parçalar. Ve sır, hakikatin önünde durmakta. Sırrın içindeki boşluklar ise işte burada da kendini gösterecek olan metaforlar.
Bilesiniz ki; bu sayfadaki, (elindeayna) sitesindeki ayna, Narkissos’un nehrinde parlamadı, cüret edebilse Lacan’ın aynasında belirebilirdi. Ama üzerinde oynanmış kelimeleri yansıtmak ona daha keyifli geldi. Başka bir anlamda ise, aynayı kimin tuttuğunu, hangi topluluktan, hangi sınıftan geldiğini bilmeden ışığı takip etmek en güzeli. İyisi mi yansımaları aramaya devam etmeli, ışık hüzmelerinin arasında gezinmeli. O hüzmeler, hep aynı soruları soranların üçü beşi.
Mesleki yolculuğumda karşıma ışık daha doğrusu esin kaynaklarının en büyüklerinden bazıları ise Freud, Klein, Winnicott, Mahler, Kohut, Dolto ve henüz bilmeye çabalamakta olduğum niceleri.
Tüm bu fikirlerin arasında dolaşırken, bir ışık topu parladı bu defa. Bir sosyolog, Ian Craib, parlattı ekranımı. Tercüman oldu aklımdakilere. Haydi başlayalım gezinmeye….
“Kelimelerle, kültürel simgelerle ve geçmiş nesillerin ürettiği nesne de sanat eserleriyle dolu bir dünyaya doğarız ve bu görüşe göre ölümsüz dünyaya bizim de katkıda bulunabilme olasılığımız her zaman mevcuttur.”
“Gerçek bir kendilik, başkalarının bize biçtiği rollerin yıkıntıları arasından, kendi hayal kırıklıklarımızı kucaklayarak doğar.”
“Psikanaliz bize mutlu olmayı değil, acılarımızı birer sanat eserine dönüştürerek onlarla daha yaratıcı bir biçimde yaşamayı öğretir.”
Ian Craib/Sosyolog/ Hayal Kırıklığı Kitabı
Hakim dünya düzeni, bizi “başarı” ve “kazanç” aynalarına bakmaya zorlarken, karşınıza çıkan hakikat, bazen ağır bir hüzün değil mi? Ancak bu mutluluktan daha derinde, daha sahici ve yeniden çıkmaya hazır halde. İşte bu hakikatle karşılaştığınızda ise elinizde kalan en büyük hak, yaşamak…
Kendi sesinle, kendi ritminle, kendi hayal kırıklıklarınla yaşamak, nesiller boyu aktarılan yarım kalmış hikayeleri telafi etmenin en maceralı, en gizemli yolu..
Yorum bırakın